Alfa 2018

Müze Evliyagil bünyesinde kısa süreli sergi ve projelerin de gerçekleştirildiği ArtOda, her yıl gerçekleşmesini hayal ettiğimiz bir açık çağrının ilkini yapmaya hazırlanıyor. “Alfa 2018”, Ankara’da genç sanatçılara itici bir güç olabilmek adına, her sene değişmek koşuluyla bir sanatçı, bir koleksiyoner, bir küratör ve bir akademisyenin oluşturduğu jürinin vereceği karar doğrultusunda, daha önce kişisel sergi açmamış bir genç sanatçının ilk sergisini gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Yalnızca Ankara’da bulunan üniversitelerin resim, heykel, seramik, fotoğraf, video, grafik tasarım bölümlerinin lisans, yüksek lisans veya doktora programlarına devam eden veya bu programların birinde öğrenimlerini tamamlamış kişilerin başvurularına açık olan “Alfa 2018” için son başvuru tarihi 6 Mayıs 2018 Pazar günü, gerçekleşecek olan serginin ise açılış tarih ve saati 17 Mayıs Perşembe saat 18.00 olarak belirlendi.

Katılım şartnamesi için tıklayınız.

Düşünme İkonları: İmgeler ve Metinler

17.03.2018-30.12.2018

Müze Evliyagil, küratörlüğünü Beral Madra’nın üstlendiği “Düşünme İkonları: İmgeler ve  Metinler” sergisini ağırlamaya hazırlanıyor. Sergi, Müze Evliyagil Koleksiyonundan bir araya gelen 23 sanatçının üretimleriyle beraber sunulan metinler eşliğinde sanat severleri düşünmeye davet ediyor. “Düşünme İkonları: İmgeler ve Metinler” 17.03.2018-30.12.2018 tarihleri arasında Müze Evliyagil’de.

Sergide eserleri yeralan sanatçılar Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ferruh Başağa, Selim Turan, Nejad Devrim, Mübin Orhon, Yüksel Arslan, Burhan Doğançay, Seyhun Topuz, Osman Dinç, Kemal Önsoy, Canan Tolon, İnci Eviner, Mithat Şen, Kemal Seyhan, Ekrem Yalçındağ, Günnur Özsoy, Ebru Döşekçi, Nermin Er, Haluk Akakçe, Evren Tekinoktay, Ebru Uygun, Seçkin Pirim ve Can Akgümüş.

Türkiye’nin Modernist, Post-modernist ve İlişkisel Estetik görsel üretim süreçleri bulunduğu bölge açısından özgün ve benzersizdir. Çağdaş sanat alanında üretim yapan sanatçılar siyasal, ekonomik, kültürel çetin değişimleri göğüsleyerek, Modernist ve Post-modernist aşamalardan geçerek günümüze özgü teknik ve biçimlerde resim, fotoğraf, üç boyutlu yapıtlar ürettiler. Bu üretimi değerlendirerek korumayı üstlenen Evliyagil Müzesi Koleksiyonundan seçilmiş̧ yapıtlarla oluşturulan bu sergi, epistemolojik krize karşı savunma ve direnme seçeneği olarak düşünme eylemi ile sanat üretimi arasındaki ilişkiye odaklanıyor.

Koleksiyondan özellikle soyut sanat olarak değerlendirilen yapıtlar seçildi. Bu yapıtlara eşit biçimde hazırlanacak metin levhaları eşlik ediyor. Bu seçim, Rudolph Arnheim’ın “Düşünme imgeleri gerektirir, imgeler de düşünce içerir. Bu yüzden görsel sanatlar görsel düşünmenin yuvasıdır.” sözlerinden kaynaklanıyor.

Sanatçıların yaşadıkları dönemlerin siyasal, ekonomik, toplumsal koşulları içinde farklı görüşler, amaçlar ve tekniklerle üretilmiş olan bu resimler arasındaki temel bağlantı da bütün sistem olumsuzluklarına karsın özgür düşüncenin varlığıdır. Sanat yapmak, düşünme süreci, düşüncenin üretim sürecine dönüşme aşamaları ve üretimin görsel sonucu olarak tanımlanırsa, sanatçılar için bu süreçlerin hangisi daha önemlidir diye sorulduğunda, yanıtın düşünme süreci olması temel değerlendirme açısıdır. Düşünme sürecinin işlevi, sanatçının mevcut düzen aşamalarındaki duruşunu da belirler. Dolayısıyla, yapıtların oluşturduğu görsel metaforlar dünyasının tanımlanmasında iki önemli öge sanat yapıtının düşünsel süreci ve sanatçının bu düşünme süreci bağlamında duruşu birbirini tamamlayıcıdır. Sanat yapıtı bu açıdan bakıldığında bir sonsal ürün değil, düşünmenin aşamalarına bağlı değişken üretimdir.

Aynı Bahçe

17.03.2018-06.05.2018

Müze Evliyagil bünyesinde kısa süreli proje ve sergilerin de gerçekleştiği ArtOda, Evliyagil Koleksiyonu ile koleksiyon dışı üretimlerin buluştuğu “Aynı Bahçe” sergisini ArtOda’ da ağırlamaya hazırlanıyor. Yedi genç sanatçının üretimlerinin bir araya geldiği sergide doğumdan hemen sonra, hayatla bu belirsiz sınır arasında geçirilen zamanların bahçesine bir bakış sunuluyor.

Sadık Arı, Murat Balcı, Gökhun Baltacı, Anıl Saldıran, Kazım Şimşek, Asya Tok ve Yuşa Yalçıntaş'ın eserlerinin bir araya geldiği sergi, 07.12.2017-04.02.2018 tarihleri arasında ArtOda’da.

Doğurgan, bereketli topraklara atılan her tohum kendi yaşamsal döngüsüne başlar. Kar örter, yağmur ıslatır, güneş ısıtır ve doğum gerçekleşir. Toprak her daim doğaya verdiği sözü tutar; doğurur ve döngünün mükemmel ilerleyişini sağlamak için er ya da geç geri çağırır.

Doğumdan itibaren bedenin gelişimine zihin de katılır. Yüksek bir ivmeyle kayıt makinesi gibi çalışan zihin, erişkinliğe varmadan önce bir odadan diğerine emekler, bahçelerde koşar, koridorlarda gezinir. Toplum yapısını oluşturan sistemin dik yokuşlarından oyun oynayarak tırmanır. Gelişim her daim pozitif bir ivmeyi anımsatsa da,  bu olgunun içine değişimin payını da hesaplayarak katmak gerekir. Beden, gelişimini devam ettirdiği sürece zihin de değişir, büyüme tamamlanırken dönüşüm de başlar.

İktidarın gücünü topladığı, üzerine kurulduğu ve yükseldiği mikro düzeyde örgütlenen aile birimi, yeni nesillerin üretilip şekillendirilmesi için harıl harıl çalışan, özverili bir hücre gibidir. Ahlaki ödevlerin, etik değerlerin, geleneğin ve hayatta kalma becerilerinin aktarımı onun sayesinde mümkündür. Toplum, bilindik ve sürpriz olmayan ‘tipik’ bireyler ister; ödevler verir ve bu ödevlerin yerine getirilmesi için zorbalık yapar. Çocuğun varlık bilinci tüm bu kurulu sistemlerden uzak, oyunla haşır –neşir büyülü bir bahçede gezinirken, aslında yetişkinlerin elinde işlenmeye hazır bir hammadde gibi montaj hattında ilerlemektedir.

Bu bahçede gezinen küçük insanlar hayatla karşılaşmaya tam olarak ne zaman hazır olur? Tüm çabalar döngünün zorluklarına karşı tutulmuş bir kalkan ise, hayat tam olarak ne zaman ve nasıl başlar?

“Aynı Bahçe”, doğumdan hemen sonra, hayatla bu belirsiz sınır arasında geçirilen zamanların bahçesine bir bakış niteliğinde okunabilir.

Sarp Evliyagil Koleksiyonu

Sarp Evliyagil Koleksiyonu’nundan parçalar, ilk olarak, 24 Mayıs - 24 Ağustos 2013 tarihleri arasında, M1886 galerisinin başlattığı koleksiyon sergilerinin ilki olan “Menzil” sırasında izlenmiştir. Adının da çağrıştırdığı üzere Menzil, Evliyagil’in sanat dünyası içindeki kendine mahsus öyküsü ve evrilişi sırasında, soluklanmak üzere durduğu bir an olarak görülmelidir. Sergi, Sarp Evliyagil’in koleksiyonundaki eserleri aile evinin, aile şirketinin alıştığı ışığı altından indirerek, dışarıya, spotların, eleştirel bakışların altına yerleştirmesini; devraldıklarına ve eklediklerine kişisel hatıralarından uzaklaşarak yeniden bakmasını, atının ve oklarının erimini tartmasını sağlamıştır. Bundan sonra yolculuğu hızlanır, yolları kısalır.

Menzil’den üç yıl sonra, Müze Evliyagil’in açılışı dolayısıyla elden geçen koleksiyon, Müze’nin ilk sergisi “Anakara”dan bağımsız bir koleksiyon kitabında derlenmiştir. Bu kitap, Sarp Evliyagil’in dünya müzeleri, galeri sergileri, sanatçı atölyeleri ve elbette evinin duvarları arasındaki yolculuğunun ikinci durağı olarak değerlendirilmelidir. Tüm eserler, başkalarını da yolculuğuna katmak ya da yolcuklarına katılmak üzere bir araya getirilmiştir. Dolayısıya, hem Evliyagil kişisel tarihinin bir koca atlası, hem de sonsuz seyahatanamenin henüz ilk sayfasıdır.

Müze Evliyagil

Koleksiyonerlerin eserlerini galerilerde birkaç hafta süren sergilerden, birkaç gün ile sınırlı fuarlardan, herşeyin birkaç dakika içinde kararlaştırıldığı müzayedelerden ya da sanatçı atölyelerinden satın aldıklarını düşündüğümüzde, pek çok eserin yeterince izlenmeden, farkedilmeden kişilerin ‘mahrem’ mekanlarına girdiğini rahatlıkla varsayabiliriz.

Sarp Evliyagil, kendi koleksiyonunda yer alan bu  ‘görünmez’ eserlerin, izlemek isteyen herkese açılmasını, başka bir deyişle ‘müzeleşmesini’ hedefliyor.

Müze Evliyagil, Ajanstürk’ün Yönetim Kurulu Başkanı Sarp Evliyagil’in mesleği gereği ilgi duyduğu özgün baskı dizileri ve koleksiyonunu farklılaştıran dev ölçekli heykellerinde aralarında yer aldığı  yüzlerce eser içinden seçilenleri, belirli aralıklarla ve farklı odaklar etrafında düzenlenecek sergilerle kamusallaşmasını sağlıyor.

2008 yılında ortaya çıkan Müze Evliyagil fikri, 2014-2015 yılları arasında, İncek’te, ‘merkezden uzak bir merkez’de gerçekleşen inşaat ile Ankara’da sanata, üç kata yayılan 750 m2’lik bir sergi alanı, heykel bahçesi, film salonu ve kütüphane kazandırıyor.  

Ziyaret ve İletişim

Turgut Özal Bulvarı 

Şevket Evliyagil Sokak No: 1
İncek / Ankara

t (312) 460 11 06
e info@muzeevliyagil.com

Ziyaret gün ve saatleri:
Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar 
11.00 - 17.00 arası

Giriş ücretsizdir.

 

Güvenpark'tan her saat başı kalkan 192 veya 194 numaralı İncek otobüslerine binebilirsiniz.
İnilmesi gereken durak, Çınar Kasrı'nın karşısındaki, 44-10545 numaralı duraktır.

 
 
Basın sponsoru